Bir Pediatristin son dönem hastalarından aldığı hayat dersi!

0
70066
Alastair McAlpine bir pediatrist. Geçtiğimiz günlerde twitterda hastalıklarının son döneminde çocuk hastalara sorduğu bazı soruların cevabını paylaştı. Cevapların bazıları gülümsetip içimi ısıtsa da çoğunuğu düşünmeme sebep oldu. İşte size çocuklardan hayat dersleri;
For an assignment, I asked some of my terminal paediatric palliative care patients what they had enjoyed in life, and what gave it meaning. Kids can be so wise, y’know. Here are some of the responses (Thread).

”Bir çalışma için, bazı son dönem bakım hastası olan çocuklara hayatları boyunca nelerden zevk alıklarını ve hayatlarına neyin anlam verdiğini sordum. Çocuklar  bilge olabilirler, biliyorsunuz. Cevapların bir kısmı şöyle.”

First: NONE said they wished they’d watched more TV NONE said they should’ve spent more time on Face Book NONE said they enjoyed fighting with others NONE enjoyed hospital

”ilk olarak ;

Hiçbiri daha çok TV izleyebilmeyi dilemedi.

Hiçbiri Facebook’ta daha çok zaman geçirmiş olmaları gerektiğini söylemedi.

Hiçbiri başkalarıyla kavga etmekten hoşlandığını söylemedi.

Hiçbiri hastanelerden hoşlanmadı.”

MANY mentioned their pets: ‘I love Rufus, his funny bark makes me laugh.’ ‘I love when Ginny snuggles up to me at night and purrs’ ‘I was happiest riding Jake on the beach.’

Çoğu hayvanlarından bahsetti:

‘Rufusu seviyorum. Onun komik havlaması beni güldürüyor.’

‘Ginny’nin bana sokulup mırlamasını seviyorum.’

‘Plajda Jake’e binerken en mutlu bendim.’

MANY mentioned their parents, often expressing worry or concern: ‘Hope mum will be ok. She seems sad.’ ‘Dad mustn’t worry. He’ll see me again soon.’ ‘God will take care of my mum and dad when I’m gone’

Çoğu ebeveynlerinden ilgi ve endişe ile bahsetti;

‘Umarım annem iyi olur. O üzgün görünüyor.’

‘Babam endişelenmemeli. Beni yakında tekrar görecek.’

‘Ben gittiğimde, Tanrı anne ve babam ile ilgilenecektir.’

ALL of them loved ice-cream.

Hepsi dondurmayı seviyordu.

ALL of them loved books or being told stories, especially by their parents: ‘Harry Potter made me feel brave.’ ‘I love stories in space!’ ‘I want to be a great detective like Sherlock Holmes when I’m better!’ Folks, read to your kids! They love it.

Hepsi kitap okumayı ve hikaye dinlemeyi seviyordu, özellikle ebeveynleri tarafından yapılıyorsa:

‘Harry Potter kendimi cesur hissettiriyor’

‘Uzay hikayelerini seviyorum!’

‘Daha iyi olduğumda, Sherlock Holmes gibi harika bir detektif olmak istiyorum!’

Millet, çocuklarınıza kitap okuyun! Buna bayılıyorlar!

MANY wished they had spent less time worrying about what others thought of them, and valued people who just treated them ‘normally’. ‘My real friends didn’t care when my hair fell out.’ ‘Jane came to visit after the surgery and didn’t even notice the scar!’

Çoğu başkalarının ne düşündüğü hakkında endişelenmekle daha az zaman harcamış olmayı diledi ve kendilerine ‘normal’ olarak davranan insanlara daha çok değer verdi.

‘Gerçek arkadaşlarım saçlarımın dökülmesini umursamadı.

’Jane ameliyatımdan sonra ziyaretime geldi ve ameliyat izimi farketmedi bile.’

Many of them loved swimming, and the beach. ‘I made big sandcastles!’ ‘Being in the sea with the waves was so exciting! My eyes didn’t even hurt!’

Çocukların çoğu yüzmeyi ve plajları seviyordu.

‘Büyük kumdan kaleler yaptım!’

‘Dalgalı bir denizde olmak çok heyecan vericiydi! Gözlerim yanmadı bile!’

Almost ALL of them valued kindness above most other virtues: ‘My granny is so kind to me. She always makes me smile.’ ‘Jonny gave me half his sandwich when I didn’t eat mine. That was nice.’ ‘I like it when that kind nurse is here. She’s gentle. And it hurts less’

Neredeyse tümü, nezakete diğer erdemlerden daha fazla değer veriyordu.

‘Ninem bana karşı çok nazik. O beni hep gülümsetir.’

‘Johnny ben benimkini yemediğimde sandvicinin yarısını bana verdi. Bu hoştu.’

‘O kibar hemşirenin gelmesini seviyorum. Nazik biri. Canımı daha az acıtıyor’

Almost ALL of them loved people who made them laugh: ‘That magician is so silly! His pants fell down and I couldn’t stop laughing!’ ‘My daddy pulls funny faces which I just love!’ ‘The boy in the next bed farted! Hahaha!’ Laughter relieves pain.

Neredeyse tümü onları güldüren insanları seviyordu:

‘O sihirbaz çok aptaldı!pantolunu düştü ve ben gülmekten kendimi alamadım.’

‘Babam benim sevdiğim komik yüzlere giriyor!’

‘Yan yataktaki çocuk gaz çıkardı! Hahaha!’

Gülmek ağrıyı azaltır!

Kids love their toys, and their superheroes. ‘My Princess Sophia doll is my favourite!’ ‘I love Batman!’ (All the boys love Batman) ‘I like cuddling my teddy’

Çocuklar oyuncaklarını ve süperkahramanlarını sever.

‘Benim favorim, Prenses Sofya bebeğim!’

‘Batman’i seviyorum!’ (Bütün erkek çocukarı Batman’i sever)

‘Ayı Teddy’e sarılmayı seviyorum’

Finally, they ALL valued time with their family. Nothing was more important. ‘Mum and dad are the best!’ ‘My sister always hugs me tight’ ‘No one loves me like mummy loves me!’

Son olarak, hepsi aileleri ile geçirdikleri zamanı değerli buluyorlardı. Daha önemli bir şey yoktu.

‘Annem ve babam en iyisi!’

‘Kız kardeşim bana sürekli sıkıca sarılır.’

‘Kimse beni annem gibi sevemez!’

Take home message: Be kind. Read more books. Spend time with your family. Crack jokes. Go to the beach. Hug your dog. Tell that special person you love them. These are the things these kids wished they could’ve done more. The rest is details. Oh… and eat ice-cream.

EVE GÖTÜRÜLECEK MESAJ: NAZİK OLUN. DAHA ÇOK KİTAP OKUYUN. AİLENİZLE DAHA ÇOK VAKİT GEÇİRİN. ŞAKALAŞIN. PLAJA GİDİN. KÖPEĞİNİZE SARILIN. SİZİN İÇİN ÖZEL OLAN İNSANLARA ONLARI SEVDİĞİNİZİ SÖYLEYİN.

BUNLAR BU ÇOCUKLARIN DAHA ÇOK YAPMAK İSTEYECEKLERİ ŞEYLERDİ.

GERİ KALAN ŞEYLER DETAYDIR.

VE.. DONDURMA YİYİN!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here