Gebelikte Lekelenme ve Kanama

0
1271

Gebelikte lekelenme ve vaginal kanama, gebeliğin tüm aşamalarında sık görülen bir olaydır. Kanamanın kaynağı  neredeyse bebekten ziyade annedir. Kanama, gebelikte rahim içini saran desidua adı verilen zardan kaynaklanabileceği gibi rahim ağzı veya vajinal lezyonlardaki kan damarlarının kesilmesinden kaynaklanabilir. Klinisyen, hastanın gestasyonel yaşı ve kanamasının karakterine (hafif veya ağır, ağrıya ya da ağrısız, aralıklı veya sabit) dayalı geçici bir klinik tanı yapar. Daha sonra ilk tanıyı teyit etmek veya gözden geçirmek için laboratuar ve görüntüleme testleri kullanılır.

Hangi gebelik haftası olursa olsun kanamayı mutlaka bir hekim değerlendirilmelidir!

Gebeliğin ilk yarısında meydana gelen kanamalar

Gebe kadınların %20-40’ında ilk 3 aylık dönemde kanama ortaya çıkabilir.

Daha gebeliğin en başında, henüz adet gecikmesi olmamışken dahi;  bebek ”tutunma-yerleşme” sırasında rahimdeki küçük kılcal damarları çatlatarak bir miktar kanama meydana getirebilir.

Gebeliğin ilk 6-8 haftasında gebeliğin devamı için gerekekn hormonlar anne tarafından yumurtalıklardan salınırken, 6-8. haftadan itibaren bu görevi plasenta (halk arasında bebeğin eşi) devralır. bu gmrev değişimi sırasında sıklıkla ağrısız hafif kanamalar meydana gelebilir. Gebellikle sorunsuz bir şekilde atlatılır.

Bu bahsettiklerimiz dışında ciddi bir sebebe bağlı olarak oluşan kanamalar da söz konusu olabilir. Bunları şöyle değerlendirebiliriz.

Düşük tehdidi ve düşük

Gebelikte düşüğün en sık olduğu dönem ilk 3 aylık dönemdir. Kanama tek başına ve/veya ağrı ile birlikte olabilir. Muayene sonucunda rahim ağzı kapalı ve bebeğe ait yapılar yerinde ise düşük tehditi olarak değerlendirme yapılır. Bu ifade düşük olup olmayacağının belirsiz olduğunu belirtmek için kullanılan bir ifadedir. Gebelik 20. hafta tamamlanmadan önce  herhangi bir nedenle sonlanıyorsa bu duruma düşük adı verilir.

Bununla ilgili ayrıntılı bir yazı yazacağım 🙂

Dış (ektopik) gebelik

Gebelik şayet rahim dışında bir bölgeye yerleşmişse bu durum dış gebelik olarak adlandırılır. Erken gebelik kanaması ve ağrısı olan tüm kadınlar aksi ispat edilene kadar dış gebelik olarak kabul edilirler.  Bilinen bir gebelikle ya da adet gecikmesiyle beraber şiddetli ağrı ve/veya kansızlık belirtileri (bayılma, solukluk, halsizlik) ve/veya vajinal kanama durumlarında dış gebelik söz konusu olabilir.

Ektopik gebeliğin yönetimi genellikle tıbbi ( metotreksat tedavisi) veya cerrahi tedavidir. Hastanın durumu ve hekimin deneyimi tedavi yöntemleri arasında seçimi değiştiren etmenlerdir.

Mol  (üzüm) gebeliği

Normak bir gebelik şekli olmayan üzüm (mol) gebeliği tanısı rahim içi üzüm salkımı benzeri yapılarla dolu olmasıyla konulabilir.Gebeliğin erken dönemlerden itibaren vajinal kanama olur. Kanama ve beraberinde üzüm tanesi gibi parçalar düşürülmesi ön planda bu hastalıktan şüphelendirir.

Rahim ağzından kaynaklı kanamalar

Rahim ağzı gebelikten bağımsız olarak (yani gebe olamayan kadınlarda da aynı şekilde) enfeksiyon, erozyon(yara), bazen de kanser öcüsü lezyonlar ve kanserde kanamaya neden olabilir.

Özellikle gebelikte vaginal kanamanın nereden kaynaklandığını ve neden kaynaklandığını anlamak amacıyla tam bir muayene şarttır. Bu muayene esnasında hekim rahim ağzını görmek ve kanamanın yoğunluğunu değerlendirmek amacıyla vaginal muayene yapar. Vaginal muayene ve spekulum takılmasının gebeliğe etkisinin olduğu gösterilmemiştir.

Kadın hastalıkları ve doğum hekimine gidip vaginal muayeneyi kabul etmemek; diş hekimine gidip ağzınızı açmamaya benzer

Bu durumda tanı da tedavi de eksik olur!

İdrar yolu problemleri

İdrar yolu enfeksiyonları ve taş gibi durumlarda idrarla birlikte gelen kanama bazen anne adayı tarafından vaginal kanama olarak değerlendirilebilir.

Makattan gelen kanamalar

Gebelikte hemoroid (bağsur) sık gözlenen bir durumdur. Ağrı ve kanamaya neden olabilir, bu durum anne adayı tarafından vaginal kanama olarak değerlendiriliebilir.

Gebeliğin ikinci yarısında meydana gelen kanamalar

20. gebelik haftasından sonra meydana gelen kanamaların nedeni genellikle daha ciddi olma eğilimindedir. Bebeğin eşinin önce gelip rahip ağzını kapatması durumu (plasenta previa), bebeğin eşinin zamanından erken ayrılması durumu (plasenta dekolmanı) en ciddi nedenler arasındadır.

Doğuma yakın dönemde rahim ağzındaki tıkacın atılması ile kan ile birlikte sümüksü bir akıntı meydana gelebilir bu na ”nişan gelmesi” adı verilir.

Bir gebe kanama ile geliyorsa (20. gebelik haftasından sonra) genellikle hastaneye yatırılarak gözlemlenir.  Tam bir jinekolojik muayene yapılarak kanamanın şiddeti ve geldiği kısım değerlendirilmeye çalışılır. Plasenta previa utrasonografi ile kolaylıkla tanı konulabilen bir durumken, plasentanın erken ayrılması (plasenta dekolmanı) ultrasonografi ile tanı konulamayabilen bir durumdur.

Muayene ile eş zamanlı olarak kanama şiddetliyse anne adayının ne kadar kan kaybettiğini anlamaya yönelik olarak kan sayımı, kan grubu belirleme işlemleri ve kanma-pıhtılaşma zamanı testleri yapılmaya çalışılır.

Kan uyuşmazlığı adı verilen tablo varsa (anne adayının Rh negatif, baba adayının Rh pozitif olduğu durumda) anne adayının sonraki gebelikleri etkilenmesin diye anti-D immunglobulin adı verilen (piyasa da Rhogam ve kan uyuşmazlığı iğnesi) olarak adlandırılan bir iğne de yapılmalıdır.

Annedeki kanama değerlendirildikten sonra bebeğin iyilik hali tespit edilir. Şayet bebeğin sıkıntıda olduğu tespit edilirse, gebelik haftasına bağlı olarak bir yönetim izlenir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here